21 Mayıs 2012 Pazartesi
Ve Aziz Yıldırım yeniden başkan!
Sağlık çalışanına ek ödeme müjdesi
Türk futbolunun acı günü
Fernandesten kötü haber

Ahmet ÖZTÜRK / yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Çoktan Reddetmiş Bu Ülke

06 Eylül 2011 Salı 01:21

Herkesin bir bildiği var. Halka sorduğunuzda muhakkak bildikleri vardır. Ya da bildiğini sandıkları dersek daha doğru olur.  Ülkemizde bu daha belirgin bir hal almakta. Sosyologlar için daha bol malzemeli bir toplumuz. İskandinav ülkelerindeki insanlardan ne kadar malzeme çıkar diye düşünmüyor değilim. Mesela futbol desek kitap değil, dergi değil gazeteyi de resimli kağıtlar olarak seven yurdum insanı coşar. Hayatın olması gereken diye kafa yorulan detaylarına olan ilgisizliğini bu kadar perdeleyebilmesi de takdire şayandır. Takımlar kurar, teknik direktörleri kovar, yöneticileri istifa ettirir. Bilir ha bilir.

Sormaya doyamayıp devam edersek: işsizlik desek ülkesini yerden yere vurur. Zaten zengin daha zengindir, devlet nerededir? Tapuya gitse rüşvet istenir. Trafik polisleri yiyicidir vs. Ama tapuda işi görülsün diye dosyanın arasına bir adet 50'lik banknotu o koyar, trafik polisine çorba ısmarlamayı teklif eder. Kötü birşeyler olduğunu doğası gereği bilir. Fakat düzelmesinden ona nedir. Gene de bilir ha bilir.

Doyamazsınız bu bilgin insana. Sen ne şeker şeysin diyerek devam edersiniz. "Türk-Kürt?"...

Türkse başlarlar sırayla:

1.adam: Kürt diye birşey yoktur (Nerede yazıyor?)

2.adam: Bizim şehirlerde çoğaldılar. Yeter artık herşeyi ele geçiriyorlar. (Memleketinde eline geçecekleri tepti ya)

3.adam: Kardeşim herşeyleri tam. Cumhurbaşkanı bile olabiliyorlar (Demek ki bir şey eksik)

4.adam: Olmaz. Silahla olmaz. Gencecik evlatlarımızı kahpece öldürüyorlar (Evet silahla olmaz. Olmamalı ama öldürmemeyi insanca dayatabiliyor muyuz?)

5.adam:Kürt sorunu var ama benim damadım da kürt. Bir sorun yok halk arasında. (Daha akil bir adam ama benim annemin de başı örtülü diyen rakı-balıkçı amcaların tarzında olmaz. Bu gidişle halklar arasında da çıkacak yangın.)

Eğer Kürtse:

1.adam: Türklerden önce biz vardık Anadoluda. Onlar yabancılar. Sonradan geldiler. (Doğru diye varsaysak bu tatlı rüyayı ne yapalım şimdi? Kovalım mı?)

2.adam:Öldürüyorsak boşuna değil. Bizi yok ediyorlar aksi halde. (Bir halka mal ederek iki halktan bir millet olamayız. Ölmek ve öldürmek insan ırkının en büyük ayıplı çözüm arayışı değil mi?)

3.adam:Aslında iyi anlaşıyoruz Türklerle ama o kibirli generaller yok mu? Onlar yüzünden bu direniş. (Beraber direnelim. Kibir Allah-u Teala'nın en sevmediği günahlardan değil mi hem. Ne acı sonuçları var biliyorsunuz madem. Neden dost aramayalım çevremizde varken)

4.adam: Batıya keyfimizden mi göç ediyoruz. Türkler yaşatmak istemiyor orada da. (İstemiyorlar evet. Korkuyorlar. Yokla gelen adam çokla var olmak ister. Başarır da. Ama oralarda kazandıkça kazananlar artık atalarının yurduna aktarmalı o sermayeyi de. Yoksa doğuda da kendilerinden nefret eden insanlar artacak)

5.adam:Demokratik yollarla çözelim tamam. Ama izin vermiyor bu Türkler. (Vermeseler de alacaksın arkadaş. Hak verilmez alınır. Silahla aldığını da silahla verirsin malesef böyle kör-topal giden ülkelerde)

Çok sorduk, çok cevap aldık da doyamadık. Daha da sorarız başka yazılarda. Topluma bakış atınca, eşeleyince malzemeden bol ne var ki. Ama yurduna, sorunlara, açlığa, demokrasiyi hazmedemeyişe ilgisiz insanımız kendi yönünden eseceği bir rüzgar yakalarsa hepsi  hakkında ahkam keser. Lakin neyi bilir? Bilmez. Bilinmezlerle dolu olduğundan değil, eğitilmediğinden, sanata sevgi duyurulmadığından, karnı doyurulmadığından, doysa da buna tamah etme aşılanmadığından coşar ha coşar. Kendi kafasına göre darmadağın kelimelerden, yalan-doğru bilgilerden sallar durur. Bilir ha bilir.  Aklıma hep yaşadığım bir sahne gelir. Kahvede maç izlerken yaşlı bir amca afrikalı zenci bir topçu kardeşimiz topu alıp koşuverince bağırıvermişti: "Araba bahğ! Arab nası da koşuyor tazı gibi. Durdurun lağ!". O Arap işte. Zenci, karaderili vb. değil. Arap. Ondan ibaret bilgi çünkü. Çünkü öğretmek için dağları delen Ferhat olmayı çoktan reddetmiş bu ülke. 

 

Bu yazı toplam 717 defa okunmuştur.
YORUMLAR
Teşhis
Kebir Ünal
Numaralı adamların nabızını tutan, sosyolojik tespitlerden beslenen ve sahne eseri tadında bir yazıyı ancak sen damıtabilirdin.
11 Eylül 2011 Pazar 21:57
468x60 BANNER
ÜYE İŞLEMLERİ
SAĞLIK
RÖPORTAJ